Kırım Tatar Milli Meclisi reisi M.A. Kırımoğlu’nun Sürgünün 59. yılında Akmescit’te yaptığı konuşma
09 05 2009 / admin
Kategorisi: Faaliyetler
Sayğılı vatandaşlar,
Biznen beraber Kırım Tatar halkının matem kününü kaydetmek için kelgen sayğılı misafirlerimiz!
Her yıl olduğu kibi biz bugün Milli matem künümüze toplandık. Ama bu kün bizim için yalnız İkinci Dünya Savaşının sonunda halkımıza karşı artık yok olup ketken komunist rejimi tarafından yapılğan cinayet neticesinde ölgen ve öldürülgen insanlarımıznı anma künü degildir. Her yılın 18 Mayısında biz sürgün neticesinde kurban olğan insanlarımıznı anmakla beraber, halkımızın birligini, onun öz milli ve insan hakları için sonuna kadar hareket etmege hazır olduğunu numayış etmek için toplanamız. Biz bu matem kününde şimdiki vaziyetimizni kozden geçiremiz, halkımıza karşı yapılan cinayetin neticelerini ne dereceye kadar düzeltip olduğumuz ve daha neler yapmak kerek olduğu hakkında fıkırlerimizni ifade etip, kerekli beyanname kabul etemiz. Bu alınacak beyannamemizde biz devlet makamlarına halkımızın esas taleplerini kosteremiz.
Sayğılı vatandaşlarımız! 59 yıl evvel halkımıza karşı büyük darbe urulğan edi. Binlerce insanlarımız öldürüldü ve açlıktan öldü, butün milli varlıklarımız yok etildi. Yapılğan cinayet neticesinde bizim milletimiz tamamile yeryüzünden yok olma tehlikesi karşısında kalğan edi.
“Kırım Tatar Milli Hareketi dünyadaki bütün milli-kurtuluş hareketlerine örnek olarak gösteriliyor.”
Ama halkımızın büyük iradesinen, Büyük Tanrının yardımınen biz yok olmadık, milli kimligimizi kaybetmedik ve vatanımızı geri almak, hep milli haklarımızı iade edilmesi için büyük hareket başladık. Milletimizni yok etmeye istegen ve dünyanın en büyük güçlerinden biri sayılğan ama temelinde çürük Sovyet rejimi kendisi yok olup ketti ve biz öz topraklarımızğa kaytmağa, büyük zorluklarnen olsa da vatanımızda yerleşmege, milli medeniyetimizi, dinimizi, urf-adetlerimizni canlandırmağa başladık. Hem de biz Milli hareketimizni hep 50 yıl kadar devam etken devir içerisine hiç zaman silah kullanmayıp, bir kimsenin kanını dökmeyip, daima demokratik üsüllernen yürüttük. Bu bizim milletimize ve milli hareketimize dünyada büyük hürmet kazandırdı ve şimdi çok uluslararası toplantılarında Kırım Tatar Milli Hareketi dünyadaki bütün milli-kurtuluş hareketlerine örnek olabilmesi kaydedilmektedir.
Ama halkımızın çok meseleleri daha çözülmedi. Daha binlerce insanlarımız vatanlarına kaytıp olamadılar, binlerce kaytıp kelgen insanlarımız evsiz-barınaksız, yeni kurulğan kasabalarımızın büyük çoğunluğu yolsuz, susuz, ısıntısız, camisiz ve mektepsiz, bazıları elektriksiz bile. Binlerce insanlarımızın hayat seviyeleri dünya standartlarından çok uzak.
“Milletin esas varlığı onun toprağıdır…. Eğerde kerekli tedbirler alınmasa ve areketler yapılmasa bizim çok insanlarımız öz vatanlarında başka kimselere ırğatlık yapmak mecburunda kalacak”
Her milletin esas varlığı, malüm olduğu kibi, o milletin insanlarının ceblerinde olğan paralar, kiygen pahalı urbaları veya binip yürgen arabaları değil, milletin esas varlığı onun toprağıdır. Eğer bir millet toprağından ayrılırsa, o milletin geleceği parlak olamaz. Şimdi ise, alınğan adaletsiz kanunlar neticesinde, köy yerlerinde yaşağan insanlarımızın büyük çoğunluğu topraksız kaldı. Şeherlerimizin toprakları da tezce Kırım’ın dışarısından kelgen kimselerge satıla veya ruşvetler karşılığına dağıtılmaktadır. Eğerde kerekli tedbirler alınmasa ve areketler yapılmasa bizim çok insanlarımız öz vatanlarında başka kimselere ırğatlık yapmak mecburunda kalacak. Böyle vaziyette kalmamak için neler yapmamız kerek?
Her bir toplum, her bir millet öz milli ve insan haklarını effektif şekilde korçalamaya imkanı olması için devletin yönetim sisteminde, yani hükümetinde ve parlamentosunda yeterli sayıda, hiç olmadıkta nüfüs oranına köre kendi temsilcileri olması kerek. Bizim halkımızın ise Kırım otonom cumhuriyetinin parlamentosunda sayımıza köre temsilcileri iki kere, icra sisteminde ise, yani hükümetinde ve idareler başında ise 4-5 kere az. Bazı bakanlıklarda ise hiç bir Kırım Tatarı yoktur. Şimdiki devirde dünyanın hiç bir yerinde temelli halkka karşı bu derecede haksızlığı ve sayğısızlığı köremezsiniz. Böyle adaletsiz vaziyetni deniştirmek için neler yapılması kerek?
“Yakın zamanların içerisinde en azından 90-100 yanı milli mektep açmamız, ana tilimizde televizyon kanalı açmamız ve diğer tedbirler almamız kerek.”
Mektep yaşında olğan evlatlarımızın yalnız onda biri şimdi ana tilinde okumağa ve terbiye almağa imkanı var. Yakın zamanların içerisinde biz en azında 90-100 yanı milli mektepler açmamız, ana tilimizde televizyon kanal açmamız ve diğer tedbirler almamız kerek. Aksi takdirde kelecek nesilimiz Ruslaşıp ketecek, milli kimliklerini kaybetecekler ve böyleliknen bizim yarım yüzyıl devamında vatana kaytıp kelmek için hareketlerimiz, verdiğimiz kurbanlar boşuna olacak.
Bu meseleni çözülmesi için biz devlet tarafından kerekli derecede destek körmeymiz; tam tersine - her yanı milli mektebimiz devlet ‘çinovniklerinen’ tartışmalar ve kavğalardan neticesinde açıla. Mektep açıldıktan sonra da bu mektepke evlatlarını vermeleri için ana-babalarnı yalvarmak mecburunda kalamız, çunki çok kimselerin hasta düşüncelerine kore, eğer evlatları Kırım Tatar mektebinde okusa, yeterli bilgi alıp olmıyacak ve sonra kendisine ekmek kazanıp olamıyacakmış ! Ama aksi takdirde evlatları öz Kırım Tatar milletin evladı değil de, bir mankurt olabileceği, ne içindir, oları rahatsızlandırmay ?
Biz anatoprağımızda kendi milli devletçiligimizni kurulması için hareketler yapamız ve inşallah bu niyetimize de ulaşarmız. Lakin evlatlarımız Ruslaşıp ketecek olsa, o kuracağımız milli otonom cumhuriyetin başında yalnız adları Kırım Tatar olup, ama Rus kafalı, Rus düşünceli, anadilini bilmeyen, milli medeniyetimizden, urf-adetlerimizden uzak kimseler olacak olsa, bundan biz ne anladık? Böyle devletçilik kimge kerek?
Vatanımıza kaytıp geldik, ama bizim yuzyıllarca milli tarihimizni ifade etken köy-kasabalarımızın adları ‘Ivanovka-petrovkalarğa’ çevirilgen, yürgen sokaklarımızın da çoğu toprağımıznı işğal etip halkımıza karşı cinayetler ve vahşilıkler yapkan çar hukumetinin veya bolşevik rejiminin rehberlerin adlarını taşımakta. Şeher ve kasabalarımızın meydanları da oların heykellerinen ve putlarınen dolu. Böyle vaziyet ne zamana kadar devam etecek?
“Bizim hıristiyan ve diger dinlere yeterince sayğımız var, ama bu gibi areketler hıristianlıknen veya diğer din-imannen hiçbir alakası yoktur.”
Tünevin camileri, kiliseleri ve sinagogları yıkan, hep din-inançlarğa karşı dehşetli baskılar yapkan dinsiz komunistler bugün karardan ziyade pravoslav hıristian oldular ve hırıstyan olduklarını köstermek için tam bolşevik üsülünen yine davranmaya başladılar, Kırım’ın her yerlerinde, sokaklarda, şeherlerin giriş yerlerinde, bazen bizim eski mezarlıklarımızın üstüne bile haçlar yerleştireler, Zıncırlı Medresesine ait olğan topraklarnı tutup alıp yanındaki Moskova pravoslav monastırine vereler, Kırım’ın merkez şeherin ortasında daha büyük bir kilise kurup onun adını da ‘patriotik merkez’ adını vermeye isteyler. Ama yıllarca Akmescit’in merkezine bizim taleplerimize köre merkez cami için toprak ayrılmay.
Bizim hıristian ve diger dinlere yeterince sayğımız var, ama bu gibi areketler hıristiyanlıknen veya diğer din-imannen hiçbir alakası yoktur. Bunlar hep şovenistlerin kendilerini diger milletlerden yüksek köstermek, başka dinlere mensup olanları, birinciden Kırım Tatar müslümanlarını hakaret etmek niyetlerinden kaynaklanan provokasyonlardır. Biz böyle edepsizliklere ne zamana kadar dayanacakmız? Nasıl yapıp bu gibi meselelerni Kırım’ın içinde kavğa çıkarmayıp ve hiç kimsenin kanı dökülmesine yol vermeyip çözeyik?
Buna benzer meselelerimiz ğayet çok, ama en birincisi şu ki, Sovyet rejimin yıkıldığına ve Ukrayna bağımsizliğini ilan ettiğine artık 12 yıl oldu, ama hala daha halkımıza karşı 1944 senesi yapılğan cinayetin neticelerini yok etecek, Kırım Tatar milletinin hep temel haklarını iade etecek kanun kabul etilmedi.
Burada, elbet, butün Ukrayna’nı kabahatlamak mümkün değil, çünki Ukrayna’da, her ülkede ve her millette olduğu kibi, akıllısı da var, akılsızı da, vatanını, milletini, devletini sevenler, onun keleceğini düşünenler de, hiç bir şey düşünmeyen veya yalnız kendi şahsi menfaatlarını için her türlü haksızliklara va ahlaksızlıklara hazır olan kimseleri de var. Bizim dostlarımız da, bizim halkımıza kardeşçesine bakan ve ona samimiyetle her türlü destek vermeye hazır olan insanlar da çok, ama eski Sovyet, komünist ve şovenist kafalı mahlüklar da az değil. Bunların sayıları hem Ukrayna parlamentosunda, hem hükümet makamlarında, organlarında ve mahkemelerinde de yeterinden ziyade çok.
‘Kırım Tatar halkının, milli azınlıkların ve etnik sebebinden sürgünlükke uğratılan insanların haklarını ve hurriyetlerini iade etilmesi hakkında’ adlı bir kanun proyekti hazırlandı.
Şimdi Milli Meclisi’nin hukuk bölügü tarafından ve çok yüksek seviyeli hukukçıların iştirağınen ‘Kırım Tatar halkının, milli azınlıkların ve etnik sebebinden sürgünlükke uğratılan insanların haklarını ve hurriyetlerini iade etilmesi hakkında’ adlı bir kanun proyekti hazırlandı. Bu proyekt Milli Meclis’in toplantılarında bakıp çıkıldı, kerekli düzeltmeler kirsetildikten sonra tasdıklandı ve bugün sizlere dağıtılğan ‘Avdet’ gazetesinde yayınlandı. Biz bu gazeteni kerekli sayıda çıkardık ve hep meraklanğan vatandaşlarımız bu proyektnen tanış olmağa ve kerek saydıkları takdirde ona kendi tekliflerini vermeye imkanları olacaktır. Bu proyekt birkaç dünyanın en belli uluslararası teşkilatlarına, bu sırada Avrupa Güvenlik ve İşbirlik teşkilatına, Avrupa Konseyinin Parlamento Assambleyasına hukuki ekspertiza yapılması için, yani bizim proyektimiz Avrupa’nın hukuk standartlarına uyğun olduğu veya olmadığı ve uyğun olmadığı takdirde nasıl denişmeler kirsetilmesi hakkında fikirlerini yazıp vermeleri için yollanılacak. Bundan sonra biz bu proyektni Ukrayna parlamentosuna verecemiz ve parlamentoda kabul etilmesi için çeşit fraktsiya ve partiyalarnen körüşmeler keçirecekmiz. Bu meselede biz, elbette, Ukrayna Başbakanlığı ve Ukrayna Cumhurreisinin de desteklerini bekleymiz. Ümit etemiz ki, bu kanun hiç olmadıkta Kırım Tatar halkının sürgünlügün 60 yıllığına kadar kabül edilecektir.
Bu kanun kabul etildiği takdirde bizim hep hukuki meselelerimiz tamamile çözülecek demeymiz, ama muhakkak, bizim öz haklarımız için yürüttügümüz hareketler bundan sonra çok kolaylaşacaktır. Ama bizim milletimizin iade etecek hicbir kanun kabul etilmezse, o zaman Kurultayımız buna köre nasıl hareketler yapmak kerek olacağı hususta kerekli kararını alacaktır.
“Eğer butün millet bir siyasi kuruluş etrafında birleşirse ne derecede büyük kuvvet olabileceğinden, elbette, bizim düşmanlarımızın da çok haberleri var. “
Kırım Tatar Milli Hareketinin güçü, devlet içerisinde ve dünyada onun büyük otoritesi esas olarak Milli hareketimizin son derece demokratik olduğundan, bu harekette halkımızın büyük kısmı aktif iştirak ettiğinden ve hep davranışlarımız terbiyeli ve düşünceli olduğundan kaynaklana edi. Kırım Tatar Milli Hareketi, demokratik prensiplere esaslanarak, yalnız kendi haklarını için değil de, dünyanın neresinde olsa olsun diğer insanların ve milletlerin insan ve milli hakları çiğneldiği zaman öz sesini bildirmeye çalışa edi. Onun için bizim dostlarımız hem devlet içinde ve hem de dünyanın çeşit köşelerinde ğayet çok. Biz böylelikle vatanımızğa kaytıp olduk ve yalnız böylelikle halkımızın karşısında turğan meselelerni çözüp olacakmız.Butün bu halkımızın ögunde turğan meseleleri tezce ve muvaffakiyetle çözmek için hep vatandaşlarımız imkanlarına köre milli hareketimizge öz hisselerini koşmaları, Kırım yarımadasının ve butün Ukrayna
siyasetinde daha aktif iştirak etmeleri kerek. Hep vatandaşlarımızın ğayretlerini ve hareketlerini birleştirmek ve koordinasyon etmek için biz hep soydaşlarımız yaşayan yerlerde 12 yıl evvel, seçimler geçirip, Milli Kurultayımızı topladık ve Kurultay’da milletimizni temsil etken ve daima yenilenip turğan Kırım Tatar Milli Meclisini saylağan edi. Elbet, hem Kurultay delegatları saylavlarında, hem yerli meclisler saylavları esnasında bazen adaletsizlikler ve bozğunluklar olabilir. O derecede bozğunluklar praktik olarak dünyanın her ülkesindeki saylavlarda ola turğan. Bu adaletsizlikler olmaması için veya hiç olmadıkta o adaletsizliklerin sayısını mümkün olduğu kadar azaltmak için bizim vatandaşlarımız milli siyasetimizde daha aktif iştirak etmeleri kerek olacak. Ama şunu hiç unutmamamız kerek ki, her milletni birleştiren ve onun hareketlerini koordinasyon etmeye hakkı olan yalnız o millet kendisi tarafından saylanılğan siyasi kuruluş olabilir. Demokratik ülkelerde ve toplumlarda bundan ğayrı başka yol yoktur.
Eğer butün millet bir siyasi kuruluş etrafında birleşirse ne derecede büyük kuvvet olabileceğinden, elbette, bizim düşmanlarımızın da çok haberleri var. Onun için tam 12 yıl evvel Kurultay birinci kere toplanıldıktan ve Milli Meclis kurulduktan bu künge kadar olar butün propaganda hucumlarını bu halkımız taraftan saylanğan strukturlarımıza karşı alıp varalar, onu lekelemeye, ona çeşit iftiralar atmağa çalışalar.
Çok yazık ki, halkımızın haklarını iade edilmesine karşı olanların seslerine bizim bazı basıretsiz ve akıllarından çok ziyade menlikleri olğan vatandaşların sesleri da koşula.
Çok yazık ki, halkımızın haklarını iade edilmesine karşı olanların seslerine bizim bazı basıretsiz ve akıllarından çok ziyade menlikleri olğan vatandaşların sesleri da koşula. Sonki zamalarda bu şahslar tarafından Milli Meclis’e karşı bir alternatif siyasi teşkilatta kuralar ve ona butün ‘Kırım Tatar halkının ve siyasi kuvvetlerin koordinasyon keneşi’ adını vereler. Bu teşkilatın başında da esas olarak Kurultaya 1991 da kurulduğu zamandan başlayıp bu kune kadar karşı çıkanlar ve hep geçen yıllar içinde Kurultay’ğa ve Meclis’ke karşı kendileri çikardıkları Rus tilinde gazetalarında ve milletimize karşı en duşman olan şovenist gazetelerinde iftiralar yazıp turğan kimselerdir. Bunların içinde 1997 senesi Kurultayın kararınen milletin bölmeye hareketler yaptıkları için Milli Meclis’ten kovulğan birkaç kimseler de var.
Elbet olar öz hareketlerini çok iyi niyetlernen anlatmaya çalışalar, yani Kırım Tatar halkının reabilitasyonu hakkında kanun kabul edilmesi için hareketler yapalarmış. Ama böyle niyetlere halknı bölmeknen ve halk taraftan saylanılğan milli kuruluşa karşı çıkmaknen ulaşılabilir mi? Şimdi olar daha milletimizni din yolunen de bölmeye çalışan, oların bazı Arap memleketlerinden kelgen hocaları öğrettiklerine köre Kırım musülmanlarını ‘gerçek musülmanlara’ ve ‘gerçek olmıyan müslümanlara’ bölmeye, bizim dedelerimizden yüzyıllardan kalğan urf-adetlerimizi hakaret etmeye çalışan kimselernen de birleştiler ve beraber Meclise karşı propaganda alıp varalar.
Bu herifler bugün bile, bu milletimizin matem günü olğan, binlerce kurbanlarımızın anma kününde, hep insanlarımıznı birleştürecek ve milli birligimizi gösterecek künde bile kendi bölücü hareketlerini yapmaya çalıştılar. 18 Mayıs tedbirlerini geçirmek için kurulğan Milli Meclis’in çalışma gruppasına bir söz söylemeyip, bunlar devlet makamlarına, bugün saat 12-den 13-ke kadar bu meydanda hatım duasını yapacaklarını haber eteler ve militsiya tarafından olarnı korçalamaları için tedbirler alınmasını isteyler. Bu hainlikke bakınız, demek saat 12-de - tam bizim şeherin çeşit taraflarından insanlarımız kolonnalarnen bu meydanğa kirecekleri zaman, bunlar meydannı işğal etip namaz yapacaklarmış. Yani, niyetleri burada vatandaşlar arası karğaşa ve kavğa çıkarmak edi. Ve böyle çirkin siyasi oyunları için bu, bazıları ömürlerinde hiç aptez bile almağan, kimseler bizim mukaddes dinimizi de kullanmağa çekinmediler.
Bu kibi davranışlarğa ve kimselerge, sayğılı vatandaşlar, özünüz kıymet kesiniz, ama men bir kere daha hatırlatmak isteyim ki, bizim Milli hareketimiz yalnız demokratik usüllernen yürütülen ve hiç zaman sert tedbirler kullanmağan bir harekettir. Biz Sovyet zamanında da açıktan açık satkın ve provokatorlara bile karşı keskin tedbirler kullanmadık, çunki bile edik - sağlam milletke birkaç mahlüklar büyük zarar ketirip olamazlar. Oların işlerini Allah baksın!
Bugün biz, sayğılı vatandaşlar, halkımızın sürgün etildiğin 59-ci yıllığına bağışlanğan bu mitingimizde hepimizin adından bir beyanname kabül etecekmiz ve bu beyannamede özümizin devlet makamlarına taleplerimizni kösterecekmiz. O eki dilde basılğan beyannamenin proyektni biz önceden dağıttık ve şimdi yine okunacaktır. Onun esas münderecesine karşılığınız yok ise biz onu kabul eteyik ve o beyannamede kösterilgen talepler yerine ketirilmesi için aktif şekilde hepimiz hareket eteyik.
Bugün mitingimizge kelgen ve bu sıcakta saatlernen ayak üstünde turup konuşmacılarnı saburnen dinlegen vatandaşlarımızğa teşekkürlerimizni bildirmek isteyim.
Sağ olunuz! Allah bizlerni doğru yollardan saptırmasın ve milletimize yardımcı olsun!
Mustafa Abdulcemil Kırımoglu - 18 Mayıs 2003, Akmescit
