6. Bölüm Polonya ve Litvanya Tatarları

Polonya, Litvanya ve Beyaz Rusya'da yüzyıllardır yaşayan Kıpçak Türklerini diğer bir deyişle Polonya ve Litvanya Tatarlarını anlattığımız belgeselin 1. bölümünde onların tarihinden ve neden bu topraklara göç ettiğinden bahsetmiştik. Ayrıca Litvanya Tatarlarının köylerinden, yaşantılarından ve kültüründen örnekler vermiştik. 2.bölümde ise Polonya'ya gidiyoruz. Bu bölümde de Polonya Tatarlarının kültürünü, ananelerini öğreneceğiz, evlerine konuk olacağız.

Polonya Tatarları da 600 yıl önce Büyük Litvanya Prensliği zamanında ya Altınordu Hanedanlığı içindeki taht kavgalarından kaçmaları, ya da Litvanya ile yapılan savaşlarda esir olmaları sonucu bu bölgeye gelmişler. Litvanya Büyük Prensliği de yeni gelen bu göçmenlerden asker olarak yararlanmayı çok iyi bilmiş. Yapılan tüm savaşlara asker olarak katılmaları sayesinde Tatarlar çeşitli haklar ve topraklar edinmişler. Tatarlar Kıpçak Türkçesi grubuna ait olan Tatarca dilini XVI. Yüzyılın ortalarında kaybetmişlerdir.

Prof. Henryk Jankowski, Poznan Adam Miskiewicz Üniv. Türkolog: Fikrimce iki ana sebebi var. Bir sebep işte İslamlıkta vardır. Bilindiği üzere Müslümanların dua kitapları, namazları Arapça. Karaylara karşı Tatarlar camilerinde dua Arapça etmiş ve namazlar Arapça kılmıştır. Onun için dini bakımdan dil saklamaya muhafaza etmeye gerek yok. İkinci sebep onların kralın yanına gönüllü gelişi. Bu sebeple yerli halkla yakın ilişkilerde bulunmak üzere kuşaktan kuşağa Polonyalılaşmaya başlanılmıştır.

Polonyalı ve Litvanyalı Türkler, ana dillerini bilmemelerine rağmen İslamiyet sayesinde kimliklerini Katolik bir Hıristiyan topluluğu içinde yüzyıllarca korumayı başarabilmişler. Bu gün Polonya'da yaklaşık 5000, Beyaz Rusya'da yaklaşık 11000 ve Litvanya'da 5200 civarında Tatar yasamaktadır.

Tatarlar ağırlıklı olarak Polonya'da Sokolka, Bohoniki, Kruszyniany, Bialystok, Gdansk ve Wielkopolska Bölgesi'nde yaşamaktalar. Polonyanın doğusundaki Bialostok şehri yakınlarında bulunan bu Tatar yerleşimleri, Szlak Tatarski yani Tatar Yolu olarak turistlerin ilgisine sunuluyor.

Bohoniki, Polonya Tatarları'nın yerleştiği önemli köylerden biri. Uçsuz bucaksız yeşillikler arasında bir masal gibi duran minik ve sevimli evler yüzyıllardır Polonya Türklerine barınak olmuş.

Polonya'nın tipik ev ve kilise mimarisiyle inşa edilen bu bölgedeki camiler İslam Dünyası'nın en ilginç ve sevimli yapıları arasında sayılabilir. Dışarıdan bakıldığında bu binanın bir cami olduğunu anlamak oldukça zor oluyor. Ancak dünyanın en küçük minaresinin üzerindeki hilal bunun İslamiyet için yapılan kutsal bir yapı olduğunu gösteriyor.Bu camiler daha önce kafamızda varolan sembolleri ve şekilleri yıkıyor, ibadet için şeklin hiç de önemli olmadığını bir kez daha anlıyoruz. Somut hiçbir şey, soyut ise her şey...

Polonya'nın neresinde vefat etmiş olursa olsun; Müslümanların cenazeleri bu köylerdeki Müslüman mezarlıklarına gömülüyor.

Bohoniki'de bir cemaat evi, evin önünde ise Tatarların Bohoniki'ye gelişinin 300.yılını temsil eden bir plaket bulunuyor. Etrafındaki atlar ise geçmiş zamanlardaki dillere destan Tatar binicilerini arıyor.

Kışın oldukça soğuk iklime göre inşa edilen evlere sahip Bohoniki'de, II. Dünya savaşından önce 3000 kişi yaşarken, bu gün sadece 250 kişi yaşıyor.

Çiftlikteki adam: Selamın aleyküm.

Zafer Karatay: Aleyküm Selam.

Adam: Büyük dedelerimizden beri bu köy benim doğum yerim.

Kadın: Çocuklar çoktu dağıldı. Kızımız Londra'da, oğlumuz İspanya'da, küçük çocuğumuz askerde.

Zafer Karatay: Maşallah bütün dünyaya dağıtmış Tatarlarını?

Kadın: Ben değil hükümet bir şey yapmıyor gençlere çare yaratmıyor. Onun için yurtdışına gidiyorlar. Sonra biz kendi başımıza kalıyoruz. Hepsini biz okuttuk. Bir kızım bir katolikle evlendi. Az para kazanıyordu. Dolasıyla İngiltere'ye gitti. Para kazanmak için orada kaldı. 3 yıldır orada. Eşi Polonyalı.

Adam: Ben özürlüyüm tam bir senedir çalışmıyorum, gözlerim çok iyi
görmüyor. Sonra tarımla da uğraşıyorum.


Kadın: Yerimiz var, inek var, kaz var.

Zafer Karatay: Çok süt ceriyorlar mı inekleriniz?

Kadın: Veriyor ama ne yapalım; 1 Euro 8 Litre çok az para.

Kruszyniany de, Polonya Tatarlarının yüzyıllardır yaşadığı önemli köylerden biri. 18.yy da inşa edilen Kruszyniany köyünün camisi de bölgedeki evlerin
mimarisini andıran özelliklere sahip. Küçük bir minaresi bulunan cami şu anda faal olarak kullanılıyor.

XXI.Yüzyılın başında, Avrupa Birliği üyesi olan Polonya Devleti Müslümanlara da, kendi Müftülerini seçme ve ibadetlerini yapabilmeleri için gerekli koşulları yaratabilme özgürlüğü vermiş. Ancak dini faaliyetler için Polonya Devleti para yardımı yapmıyor, paranın cemaatler tarafından sağlanması yoluna gidiliyor. Halen, Bohoniki, Kruszyniany (Kruşniani) ve Gdansk'ta ibadete açık üç cami bulunmakta.

Kruszyniany köyünde tatlı bir yaşlı yüze rastlıyoruz. Bu yüz bize çok eski, ama sanki anneannemiz kadar tanıdık geliyor.

Henryk: Kaç yaşındasınız?

Eva Papaoska: 1922 doğumluyum. Dobraba yakınındaki bir köyde doğdum 3 tatar ailesi vardı orada. Bu suret , biz ona mühür diyoruz. Bunun asıl yeri Türkiye, yani Türkiye'den gelmişti. Eşim ve ben 30 yıldır burada.

Kruszyniany Köyü'nde "Tatar Yurdu" denen, Tatar bir ailenin işlettiği bir restaurant ve kamp alanı da bulunuyor. Cennet Hanım ve eşi Emir Bey burada kendi kültürlerini korumayı ve yaşatmayı ticaretle sağlamışlar. Restaurantta geleneksel Tatar yemekleri pişirerek Polonya'nın ve dünyanın her tarafından gelen konuklarına sunuyorlar. Cennet Hanım'ın birbirinden lezzetli Tatar yemekleri ve börekleri Polonya çapında o kadar çok ünlenmiş ki, restaurantın duvarları ödüllerle kaplanmış.

Cennet Bogdanowicz: Bu soylu bir ailedir ve bulundugumuz ev Sobieski zamanlarinda Bagdanowicz ailesine verilmiş evdir. İşte burada aile başı Miroslaw Emir Bogdanowicz bulunuyor. Ben, Cennet Bogdanowicz ve üç kızıim var. En büyüğü burada yanımda oturuyor, Cemile.

Turiste evinin kapılarını açmış, bizimle beraber olabileceği, tarihimizi öğrenebileceği, yemeklerimizi tadabileceği tek yerdir. Tatar yemekleri az olan geleneklerimizin bir parçasıdır. Sofrada gördügünüz yemeklerden biri "pierekaczewnik" Bu bir borektir. İçine et, peynir ya da elma koyulur.

Sıradaki yemek Pelemeç. Sepet şeklinde yapilir. Hamur derin yağda kızartılır. Milli yemeğimiz olan "kolduny" ise yüzyıllardan beri Tatar aileleri tarafından hazırlanan ve yapılışı atalardan beri değişmeyen bir yemektir.

Yarışmalara katılmaya ve takdir almaya başladık. Patates tartı ve patatesli bağırsak dolması yapımı ile dünya şampiyonluğunda birinci ödülü aldık. Sonra Köy Müzesine "kolduny" ve "pierekaczewnik" ile Polonya Turizm Organizasyonu'nun düzenlediği yarışmada ödül aldık.


Emir Bogdanowicz: Bizim Tatar geleceğimizi güzel görüyorum. Yüzyıllarca var olabildiysek, gelecek yüzyıllarda da var olacağız. Geleneğimiz bu kadar sene korundu. Biz de yemeklerimiz ve Tatar baloları gibi buluşmalarla bunu korumaya calışıyoruz. Gençler her sene balolara katılıyorlar. İnternette buluşuyor, bağlantı kuruyorlar. Çocuklarımız din derslerine katılıyorlar. Sadece çocuklar değil, gençler ve yetişkinler de katılıyor. Çocuklar dersteyken biz de oturuyor, çeşitli konular hakkında konuşuyoruz. Sanıyorum bunu sürdüreceğiz.

Cemile Bogdanowicz: Tatar arkadaslarla bağlantım var. Beraber din derslerine katıldık.İnternet aracılığıyla bağlanıyoruz. Babamın söylediği gibi balolarda buluşuyoruz. Akşamları sinemaya, gezmeye gidiyoruz. Öncelikle Tatar olduğumdan gurur duyuyorum. Bundan utanmıyorum. Eskiden bunun yaşamımı rahatsız edebileceğini düşünmüştüm. Ama şimdi utanacak bir şey olmadığını düşünüyorum. Bu bir gururdur. Başka bir dinde değil, bu dinde yetiştiriliyoruz. Anne babamız aktarılabilecek her şeyi bize aktarıyorlar.

Polonya'daki bütün Tatarların üye olduğu Merkezi Gdansk'da olan Polonya Cumhuriyeti Tatar Cemiyeti kültürlerinin korunması ve yaşatılması yönünde önemli faaliyetler gerçekleştiriyor.

Bu cemiyet ayrıca 1986 yılından beri , Polonya Tatar Cemiyeti Başkanı Selim Chazbijewicz'in (Hasbiyeviç) müdürlüğü'nü yaptığı, (“Zycie Muzulmanskie) (Müslüman Hayatı) adlı üç aylık bir dergi çıkarıyor. Tatar kültürü ve tarihi hakkında çeşitli bilgiler veren dergi Tatarların haberleşmesini, kendi kültürleri konusunda bilgilenmesini sağlayan önemli bir yayın. Derginin editörlüğü yapan kuruluş aynı zamanda İslam ve Tatar Tarihi ile birlikte bazı dini kitaplar da yayımlamıştır. 1993'den beri yayınladıkları Polonya Tatar'ları Yıllığı adı verilen dergide, Tatar'ların sosyal ve kültürel sorunlarını ele alan bilimsel ve edebi yazılara yer veriliyor.

Bundan başka Sokolka'da Müslümanlarla Tatar'ların yaşantılarıyla ilgili yazılara yer veren, İslam Dünyası adıyla başka bir dergi yayımlanmaktadır.

Beyaz Rusya'daki ve Litvanya'daki Tatarlarla da işbirliği halinde olan Müftü Tomasz Miskiewicz Polonya Müslümanlarının ruhani lideridir. Tatarların yaşadığı önemli kentlerden biri olan Bialystok'taki Müslüman Cemaati Tatarlara din dersleri veriyor. Gelenekleri ve Folklorik dansları öğretiyor.

Haline Şahideviç, Bialystok Müslüman Cemaaeti Bşk: Cemaatimiz Polonya'da bulunan en büyük dini cemaattir. Belediyenin verdiği bir konutu kullanıyoruz. Orada Cuma namazını ve bayram namazlarını kılıyoruz. Kurban ve Ramazan Bayramında. Hem de öğrenciler din dersleri görüyorlardı. Oraya çok öğrenci geldiğinde, koşullar zorlaşıyor, çünkü yerimiz dar. Çocuklarımızı Hristiyan dunyasi ile karşılaşmaya hazırlamak istiyoruz, çünkü Hristiyan aleminde yaşıyoruz.

Elwira Miskiewicz: Adım Elwira Miskiewicz.gurubumuzda 4 senedir dans ediyorum. Ben Boncuğu çok beğeniyorum. Orada başka Tatar arkadaşlarla görüşüyoruz, toplaşıyoruz, ziyaret ediyoruz. Polonya çapında seyahat ediyoruz.

Monika Milkowicz: Önce şiir okuyorduk. Sonra dansları öğrenmeye başladık. Grubumuz böyle kuruldu. Gurubumuzda 30 kişi var.

Fatima Aleksandrowicz: Kendimizi daha çok geliştirmek, kültürümüzü göstermek istedik. Leviza sayesinde dans etmeyi öğrendik. Hala kendimiz video kasetlerinden öğreniyoruz. Müzik bize Kırım'dan gönderiliyor. Tatarlar hakkında hazırlanan sergilere davet ediliyoruz.

Bohoniki Müslüman Cemaati ise gençlerin ve çocukların birbirlerini, kültürlerini ve dinlerini tanımaları için yaz kampları düzenliyor.

Dillerini kaybetmiş olmalarına rağmen Polonya Tatarları dini bayramları 600 yıldır geleneklerine ve dinsel kurallara uygun kutluyorlar.

Ayşa Miskiewicz: Bayram gelince biz Bohoniki Camisi'ne geliyoruz. Elbette mezarı da ziyaret ediyoruz, sadaka veriyoruz, toplaşıyoruz, akrabalarla görüşüyoruz birbirimize ikram ediyoruz. her türlü milli yemekleri. Sonra çocuklarımıza dini kaideleri ile öğretiyoruz.

Bayramda hangi Tatar yemeklerini pişiriyorsunuz?

Ayşa Miskiewicz: Biz onlara Kuldun diyoruz. Kuldunlar mantı gibi. Etle doldurulmuş. Sonra, dolma lahana.

Düğünler ise Polonya kültürünün etkisiyle tamamıyla değişmiş ve Polonya geleneklerinin hakim olduğu bir düğün halini almış. Ancak imam nikahı düğünün yanında muhakkak kıyılır.

Cenaze merasimleri de dini geleneklere göre yapılmakta olup, Polonya'nın neresinde ölmüş olursa olsun bir Tatar muhakkak bir Müslüman mezarlığına gömülüyor.

Mezarlıklarına büyük özen gösteren Tatarlar, mezarlarına yılın belli dönemlerinde bakım yapıyor ve temizliyorlar.

Ayşa Miskiewicz: Bu mezarlıkta hem annem babam hem de kocamın annesi ve babası defnedildi. Başka akrabaları da burada bu mezarlıkta hem de kardeşim de var. Yılda bir kaç kere gelip biz burada mezarlığa bakıyoruz bakım yapıyoruz.

Mezar taşlarının üzerinde, orada gömülü kişinin hem Müslüman adı, hem de Leh adı yazılıyor. Her mezar taşında bir de ay-yıldız bulunmakta. Tatarlar, atalarının yattığı mezarlar kaybolduğu, harap olduğu ya da bakımsız kaldığı takdirde Polonya Tatarlarının da yok olacağına inanıyorlar. Geçmişi olmayan bir milletin geleceği de olmaz diyorlar.

Bohoniki Mezarlığı'nda önceden sözleştiğimiz üzere Poznan'daki Adam Mişkievic Üniversitesi Profesörlerinden Türkolog Henrik Yankowski ve onun Türkoloji öğrencileriyle buluşuyoruz. Tarihi Tatar Mezarları konusunda araştırmalar yapan gruptaki hemen herkes biraz da olsa Türkçe biliyor. Bu çalışma ile Türkoloji öğrencilerinin tarihi Türk mezar taşları konusunda eğitimi amaçlanıyor.

Radoslaw Andrzejewski: Benim adım Radoslaw Andrzejewski. Ben 20 yaşındayım. Türkoloji bölümünde okuyorum. Poznan'da, yani Adam Mişkievic Üniversitesi'nde. Biz Türkçe ve Kazakça öğreniyoruz. Kazakça Türkçe'den biraz farklı ama bence Türkçe daha kolay.

Yasemin Çetiner: Benim babam Türk, annem Polonyalı. O yüzden Türkoloji'deyim. Türkoloji ile ilgilenmek istediğim için bu bölümü, bu bölümde okuyorum. Buraya Tatarlar ve Tatarları görmek, Tatarları tanımak için geldik. Türkoloji bölümünde okuduğumuz için. Bize çok yakınlar. Nasıl yaşadıklarını ve eskiden nasıl yaşadıklarını görmek için geldik.

Prof. Henryk Jankowski, Poznan Adam Miskiewicz Üniv. Türkolog: Bizim grubumuz Türkoloji; Türk, Moğol ve Kore dilleri bölümüdür. Esas kurs olarak Türkoloji 2002'de açılmıştır. Yani yeniyiz, genciz ama dallarımız var, projelerimiz var. Ve bildiğiniz gibi her türlü Kıpçak Türkçesi ve hatta Harezmce ve Çağatayca çalışmalarımız vardır.

Maria Morisson: Türkoloji bölümünü rastlantı ile seçtim ama çok hoşuma gidiyor. Neden, çünkü biz ilginç şeyler yapıyoruz. Bu yüzden ben Türkçe öğrenebildim ve Kazakça öğrendim.

Kasia Ksukowska: Türkoloji bölümünde 2. yılı bitirdim ve dün Türkiye'den döndüm. Oraya tatil için geldim. Türkoloji neden, çünkü Türkçe'yi çok beğendim, çok hoşuma gitti bu yüzden.

Poznan Adam Mişkevic Üniversitesi'nin yaptığı bu kazı çalışması Kruszyniany Mezarlığı ve diğer tarihi Tatar Mezarların'da da devam ediyor.

Prof. Henryk Jankowski, Poznan Adam Miskiewicz Üniv. Türkolog: 1751 Senesi Eski Lehçe Ağustos 4'ü Zofya kadının adı. Yani 72 senesinde bu dünyadan vazgeçti. La ilahe illalah Muhammed resullullah.

Dr. Andrezej Dvozd, Poznan Adam Miskiewicz Üniv. Arap Dili ve Edeb. Uzmanı:
1699 yılına ait mezar taşının önündeyiz, bu gördüğümüz Kruşniani'de bulunan en eski mezar taşı. İmam ibn-Hüsein Alexandroviç. Köyün imamının adı bu. Biz burada çalışırken bir yandan öğrencilerimizi de eğitiyoruz. Türkoloji öğrencilerini yani, mezar taşlarındaki yazıları inceliyoruz, umarım bu çalışma gelecekte Türkiye'de de gerçekleştirilir.

Ekibimiz de bu tarihi kazıya destek olmaya çalışıyor ancak çabuk yoruluyor ve "Taş yerinde ağırdır" deyip kendi mesleklerine devam etmeye karar veriyorlar.

Bölgenin en eski Müslüman mezarlığının olduğu bir yer de Studziance.Artık buralarda Tatarlar yaşamasa da mezarlar onların tarihlerine şahitlik ediyor.

Dr. Andrezej Dvozd: General Yusuf Bielhak. 1794 yılında vefat etmiştir. 18.yy'ın ikinci yarısında Polonya Ordusunun en ünlü Tatar Komutanıdır. Polonya ile Rusya'nın ilişkilerinin kötü olduğu dönemde Rus ordusuna karşı kazanmış olduğu zaferlerle ve ayrıca Polonya'nın bağımsızlığının büyük bir savunucusu olarak bilinmektedir. Onun mezarı bilinmiyordu, fakat doğduğu yerin, kendi evinin Studianka'da olduğunu biliyoruz. Ancak 3 yıl önce bu mezar taşını bulduk, şimdi General Yusuf Bielhak'ın mezarı olduğunu biliyoruz.

Litvanya'da Polonya'da yaşayan Tatarlar bizi tanıyor, biliyor ve seviyor. Onlar yüzlerce yıl Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti ile yakın ilişkiler içinde olmuşlar. Yüzlerce yıl geçmiş de olsa, binlerce km. ötede de olsa onlar Müslüman kimliklerini kaybetmemiş ve bu sayede milli kimliklerini de korumuş.

Halina: Burada 600 senedir varız, dilerim 600 sene daha var olacağız.

Dr. Galina Miskiene: Unutmayın Litvanya'da yaşayan Tatarları.

Çiftlikteki adam: Bohoniki'den Türkiye'deki Müslümanlara ve özellikle de İstanbul'a selam söyleyin.

Asırlar önce çeşitli nedenlerle ayrıldığımız Litvanya, Polonya ve beyaz Rusya Tatarları, diğer bir deyişle Kıpçak Türkleri, eminiz yüzlerce yıl daha tarih sahnesinde varolacak.