3. Bölüm Kumanlar

Bazen tarihin ebedi sahnesinde bir fırtına eser. Fırtınanın başladığı ve bittiği yere kadar olan alanda insanlar yerlerinden yurtlarından olur, yeni bir dünya düzeni oluşur. İşte böyle bir fırtına sonucu atlı kavimler, M.Ö. 8. yüzyıldan MS. 13 yy'a kadar neredeyse 2000 yıl boyunca zaman zaman güneyde bulunan gelişmiş, zengin ülkelere akınlar yaparak Avrupa'ya doğru yol aldılar.

Kavimler göçü nedeniyle Batıya yönelen, hayvancılıkla geçinen pek çok göçebe kavme Karpat havzası daima uygun bir ikamet yeri olmuştur. Uzun yıllar süren kavimler göçünü sonlandırarak burada imparatorluklar ve devletler kuran ülkelerin başında İskitler ve Sarmatlar gelir.

Bu topraklara sonraları Attila'nın Hunları ve Avar kavmi, onların ardından son olarak da Macarlar yerleşmiştir. Macaristan'daki akrabalarımızla olan bağlarımızın neler olduğunu araştırdığımız bu belgeselde, zaman zaman içimizden birilerini seyrediyor gibi olacağız.

İşte Anadolu'daki Mehmet amca... Ahmet abi... Fatma teyze...

Ağırlıklı olarak Kumanların, diğer bir deyişle Macaristan'daki Kıpçak Türklerinin anlatılacağı belgeselde, Anadolu Türklerinin Macar ve Hunlarla olan benzer adetlerini, Macaristan'daki Osmanlı izlerini, geleneklerini, gündelik eşyalarını ve hangi kelimelerin iki millette de ortak olarak kullanıldığını öğreneceksiniz.

İmre Baskı (Türkolog): "Mesela İronçuk kabilesi yerleştirilmiş buraya. İronçuk yılancık demektir eski Kumancada."

Macaristan ovaları, yüzyıllar boyunca Doğudan gelen atlı kavimlerin akınlarına ve göçlerine tanık olmuştur. Hunlar ve Arpadlar'dan sonra Macaristan düzlüklerini kendilerine yurt edinen Kumanlar, bu bölgede Orta Asya'dan gelen üçüncü katmanı oluşturur.

Kumanlar bugün 800 yıl önce Macaristan ovalarına göç eden atalarının dili olan Kıpçak Türkçesi'ni unutmuşlar. Ancak Kuman olduklarını ve atalarının nereden geldiğini çok iyi biliyorlar.

Macar kaynaklarına göre Kuman etnik yapısını oluşturan en büyük iki halk olan, Kuman ve Sarı kavimleri 1012 dolaylarında İç Asya'dan batı steplerine gelmiştir. 1020 dolaylarında ise orada bulunan Kimek, Kıpçak kavimleriyle büyük bir ittifak oluşturmuştur.

Kuman ve Sarıların etnik yapılarını oluşturan üçüncü büyük kavim, Kıpçak Türkleri ile bu sırada birleşmişlerdir. Siyasi amaçlarla yapılan bu birleşme, beraberinde etnik ve dil birliğini de oluşturarak Kuman ismini, kabilenin ortak adı haline getirmiştir.

Kumanların Macaristan'a yönelişi, Moğol ordularının 1223 ve 1238 yıllarında Kumanlara saldırması sonucu gerçekleşmiştir. Bu saldırılardan ağır yenilgiler alan Kıpçak Türkleri yani Kumanlar, çareyi Batıya kaçmakta bulmuş, Başbuğları Köten, Macar Kralından ülkeye kabullerini istemiştir.

Kumanların Moğollardan kaçışı, Macar Kralı IV. Béla'nun soylulara ve yaklaşan Moğol tehlikesine karşı güçlenme isteği ile birleşince, Kumanların Macaristan'a kabulü gerçekleşir. Kral büyük bir törenle ülkenin sınırına kadar Kumanları karşılamaya gider ve o denli saygı gösterir ki, ülkenin sakinleri bugüne kadar böyle bir olayı ne görmüş ne de duymuştur. Bu karşılaşma anı Karcag şehrinde 2001 yılında yapılan Büyük Kuman Milenyum Anıtı'nda ölümsüzleşmiştir.

1246 yılında Kral IV. Béla, Kumanlarla yeni bir anlaşma yapar ve çağın adetlerine uygun olarak bu anlaşmayı evlilik bağı ile perçinler. Oğlu tahtın varisi IV. Istvan'ı, Kuman prensinin kızı Erzsébet'le (Erjêbet) evlendirir Başbuğ Köten, askerleriyle Macar kralının ordusunu güçlendirmiştir.

Kumanların Macar soyluları ile aynı haklara sahip olmalarının karşılığı, kralla birlikte savaşma zorunluluğuydu. Doğu taktiğiyle savaşan Kumanlar kraliyet ordusunda önemli bir güce sahipti. Ancak en büyük arazi sahipleri ve kilise başkanları, Şamanist Kumanların güçlenmesinden hoşlanmıyordu.Buna bir çare olarak kilise, Kumanların kesin bir şekilde toprağa yerleştirilmesini ve Hıristiyan yapılmasını istemiştir.

1279 yılında I-II. Kuman Kanununun yürürlüğe girmesi sonucu Kumanlar, Şaman adetlerini bırakarak Hıristiyan dinini kabul etmiştir. IV. Laszlo zamanında Kumanlara verilen ve özgür köylüler olarak hayatlarını güvence altına alan bu ayrıcalıklar ve haklar, 1848 yılına kadar devam etmiştir.

Kumanların Kiskunság, yani Küçük Kumanistan ve Nagykunság, yani Büyük Kumanistan adı verilen bölgelerde muazzam toprakları bulunmaktaydı Bu bölgelerin Kumanlar arasındaki dağılımına kral karışmazdı. Doğrudan kraldan sonra ikinci adam olan nadora bağlıydılar ve özerklikleri vardı. Hatta bu özerkliklerini kaybetmemek amacıyla yüzyıllar boyunca Kumanlar, Macarlarla evlenmemiştir. Bu durum Kuman kültürünün uzun yıllar boyunca korunmasına da yaramıştır.

Çoban Ferenc Felkeltver: "Atalarım özgürlükleri için savaştılar. Ülkenin güneyindendiler. Büyükbabam Tolna ilinde doğdu, tam bir çobandı. Babam da çobandı. Koyunlarını burada, Küçük Kumanistan bozkırlarında otlattılar."

Çok güzel bir yerdeyiz. Nerede olduğumuzu ve buranın Kumanlar için önemini kısaca anlatabilir misiniz?

Erzsebet Molnar: "Kiskunfelegyhaza, tarihte sekiz küçük Kuman yerleşim yerinin yönetim merkezi idi. Bu binada tarihi küçük Kumanistan'ın yönetim merkezi olan Küçük Kuman Komiserliği bulunuyordu. 1753'den beri burada hizmet veren bu sanatsal bina, barok tarzında yapılmıştır."

Gal Roza: "Ben Kumanım. Lachazlılar protestandır. Artık şimdilerde evlilik nedeniyle bu da ortadan kalkıyor. Sizler Kuman kimliğinin son izlerini görmektesiniz ."

Kuman olduğunuzu nereden öğrendiniz?

Katalin Kovacs: "Geleneklerimiz sayesinde bu bize kadar ulaştı. Ailemizde bu gelenekleri sürdürüyoruz."

İmre Baskı (Türkolog): "Türk televizyonundan geldiler kumanları arıyorlar."

İmre Gergely (oğul): "İşte buldular, son Kumanlardanız. Geçen yüzyıllar içerisinde Macarlarla birbirimize karıştık. Ama biz geleneklerimizi sürdürüyoruz."

İmre Gergely (baba): "Kumanların en önemli karakteristik özelliklerinin başında namuslu olmaları, yurtseverlikleri ve sebatkar oluşları gelir. Kumanlar, bu çevreye zor uyum sağlamışlardır. İşte bu nedenle burada kendi içine kapanmış, yerli halkla karışmamıştır."

Kavimler göçü ile başlayan hikayesini dünyanın kuruluşundan beri var olan yasaya göre sürdüren; yani doğup büyüyen ve de sona erdiği sanılan Kuman kavmi ve Kuman kültürü bugün Avrupa'nın kalbindeki bir ülkede Macaristan'da devam etmektedir.

Kumanlar bu gün yoğun olarak Macaristan'ın en verimli ovası olan Alföld'de, adları Küçük ve Büyük Kumanistan olarak adlandırılan iki bölgede yaşamaktadır. Kuman olma bilinci bu bölgede yaşayan halkta öylesine yerleşmiştir ki, kimlikleri sorulduklarında verilen cevap hep aynıdır. Kumanım

Kun Kadın: "Ben Kumanım. Bunun işareti de buradadır."

Maria Varga: "Kumanım, Atalarım Kumandır. Her biri burada gömülü. Babam, büyük babam, büyük babamın babası hepsi Kumandır."

Kun Balint: "Evet adım da Kuman adı ve ben de Kumanın. Bütün akrabalarım buradandır. Üstelik geleneklerimizi muhafaza ediyoruz."

Bayan Nagy: "Biz gerçek Kumanız. Fülopsallaş doğumluyum."

Kumanca konuşmayalı ne kadar oldu, söyleyebilir misiniz?Kullanılan kelimeler var mı?

Lazslo Nagy: "O konuda bilgim yok. Bilmiyorum."

İmre Baskı (Türkolog): "Şimdi size ailemi takdim edeyim. Ben Türkolojiye zaten Kuman olduğumdan dolayı seçti. Kuman olduğumu, sağ tarafımda duran babamdan, dayımla söyleşirken ben küçükken öğrendim ve benimsedim. Babamın isteğine göre Kuman dedelerimizin eski dilini ananelerini 'bu çocuk öğrensin' dileği üzerine öğrenmeye başladım. Bunun için babama çok minnettarım."

Ailemizin Kuman kökenli olduğunu ne zamandır ve nasıl biliyoruz?

İmre Baskı baba: "Çocukluğumuzdan beri biliyoruz yani ailemizdeki her günkü konuşma konusu idi Kuman olduğumuz."

İmre Baskı (Türkolog): "Babamın sağ tarafında erkek kardeşim duruyor, bence o da Kuman tipidir. Kız kardeşimi de takdim edeyim, sol tarafımda. Sen ne düşünüyorsun, gerçekten Kuman mıyız?"

Piroska Baski: "Macarız ancak Kuman olduğumuzun bilinciyle de büyüdük."

Attila Cseppentö: "Büyük Kumanistanlıyız, Protestanız, kültürel değişimler geçirdik. Kumanlar çocukluk çağlarından itibaren bunları bilirler. O çağda öğrenilen bilgiler insan ruhunda iz bırakır. Orta öğrenim süresinde de bu bilgileri öğrendik. Bunları öğrenmeye meraklıydık. Tarihimizle gurur duyuyoruz. Atlara ve tarihe olan merakım sayesinde bu bilgilerim daha da arttı. Step kültürüne olan ilgim bu yolla Kuman-Kıpçaklara yöneldi."

Dr. Fazekas Sandor (Karcag Bld. Başkanı): "Türk televizyonu çalışanlarının buraya gelmesine çok memnun oldum. Büyük Kumanistan başkenti Karcag'ta bulunmaktan ve Kuman olmaktan onur ve gurur duyuyorum. Çünkü bu bölge yüzlerce yıllık gelenekleri muhafaza ediyor. Doğudan aldığımız miras, burada tam anlamıyla kendini ortaya koyuyor. 750 yıldan bu yana Kumanlar burada yaşıyorlar. Bu bölgede neredeyse 70-75 bin kişi kendini Kuman kabul ediyor."

Bugün Macarlar ve Kuman halkı kısmen de olsa karışmış ancak Kumanlar daima köklerine bağlı kalmıştır. Şu bir gerçektir ki; Macaristan'da yaşanan acı olaylarda Kumanlar kendilerini Macarlardan ayrı saymamış, bağımsızlıkları için, vatanları için daima Macarlarla birlikte savaşmış ve her fedakarlıkta bulunmuşlardır.

Kuman kültürü bu gün halk inançlarında, halk giysilerinde ve süsleme sanatında belirgin bir şekilde kendini gösterir. Kumanlar, kültürlerini korumak ve saklamak için yüzyıllarca kendi yörelerinde kullanılmış, ancak modernleşme sonucu terk edilmiş eşyaları, tarım aletlerini, giysileri ve hatta mobilyaları sergiledikleri çok zengin köy, kasaba ve şehir müzeleri kurmuşlar. Bu müzeler öyle yaygın ki neredeyse gittiğiniz her yerde rastlayabilirsiniz.

Kuman kelimesi Macaristan'da genel anlamda "Kumanistan'da yaşayan" kişiyi ifade ederken, Kuman olmak gerçek anlamda “inatçı, dikkafalı demektir. Aynı zamanda "ayakları üzerinde duran, sadık" anlamına da gelmektedir.

Kumanların en büyük özellikleri nelerdir?

Sandor Turi: "Mizaç olarak gururlu namuslu, görünüş olarak kalın enseli."

Attila Cseppentö: "İşte bu kalın bıyıklı ensesi geniş olan. Kuman enseli demek iki anlam ifade eder. Birisi somut anlamı yani kalın enseli olmayı ifade eder. Diğer mecazi anlamı ise karakter olarak sağlam, dayanıklı demektir. Kumanlar bağımsızdı."

Kuman kültürüne ait somut izleri bugün hala kullanılan belli kelimelerde bulmak mümkündür. Dil bilimi alanında yapılan araştırmalar bunları açıkça ortaya koyar. Kuman kültürü gibi dili de XVI. yüzyılda giderek Macar kültürüne adapte olmuştur. Kuman kültürü ilk sırada coğrafi adlar, kişi adları ve dağınık dil hatıraları içinde barınır.

Kuman dil hatıralarına örnek olarak şu an bile haritada görülebilen coğrafi sınır isimlerini gösterebiliriz. Çünkü Kuman kabileleri yerleştikleri yerlere adlarını vermişlerdir.

Orgondaszentmiklós 15-17 yüzyılda Karcag şehri sınırında harap olmuş bir Kuman yerleşim yeridir. Kıpçak Türkçesinde "orgun-dag" yani "Biçilen dağ" ya da "Urganlı" anlamına gelmektedir. Karcag (Karsak) şehrinin anlamı ise "bozkır tilkisi"dir.

Bu bölgede bulunan kurgandan birinin adı olan Bengecseg (Bengeçeg) Bengi- ebedi, sonsuz anlamına gelen kelimeye küçültme anlamı veren "cik" ekinin ulanmasıyla meydana gelmiştir.

Kormáncsok "kormançok" sözünün ise "kurbancık" anlamına geldiği ve kurban yerini ifade ettiği düşünülmektedir. Bu kelimelere, daha yüzlerce örnek vermek mümkündür...

Tarihte bir zamanlar önemli bir yönetim merkezi olan Karcag-Kunhegyes arasındaki Kolbázszék (Kolbasseyk) bunlardan biridir. Anlamı, ordunun bir kanadı olan "kolu bas" yani "yen" demektir.

İmre Baski: "Buraya Köten hanları yönetimiyle yerleşmiş olan Kumanların dili Kıpçak tipi Türk diliydi. Yani Türk ailesinin Kıpçak grubuna dahildi. Şimdi maalesef Macaristan'daki Kumanların dili ölmüş dil diye nitelendirebiliriz."

Kuman dilinden günümüze kalmış tek bağımsız metin, Hıristiyan dininin Kumancaya çevirisi olan (Kun miatyánk), Kuman duasıdır;

bizim atamız kim-sing kökte
sentlensing sening adıng
düşsün sening könglügüng
neçik kim cerde alay kökte
bizing ekmegimizni ber bizge büt-bütün künde
ilt bizing minimizni
neçik kim biz iyermiz bizge ötrü kelgenge
iltme bizni ol camanga
kutkar bizni ol camannan
sen barsıng bu küçli bu çin iygi tengri amen.
kutkar bizni ol camannansen barsıng bu küçli bu çin iygi tengri amen.


İmre Szöke: "Lukacs Szappanos adındaki bir amca 1960'lı yıllarda bu duayı radyoda okudu. Kafkasya'da yaşayan bir kişi bunu dinlemiş ve ne anlama geldiğini bildiğinden buraya telefon etmiş. Şimdi bunu bilen, şarkı söyleyen, dans eden birkaç kişi kaldık."

Kuman duası bugün özgün şekliyle Kumanistan'da bazı ilköğretim okullarında okutulmaya başlanmıştır. Kuman asıllı araştırmacı Istvan Mándoky, Kongur bozulmuş Kuman duasını ve orijinal Kuman dilini fonetik olarak yeniden düzenlemiştir.

Başta Macarların Orta Asya'daki ilk yurtları olmak üzere Türklerle temas ettikleri birkaç dönemde, Osmanlı dönemi de olmak üzere Türkçe'den Macarca'ya çok sayıda kelime geçmiştir. Bu sözcüklerin çoğu tarım, hayvancılık ve akraba isimlerine aittir. Örneğin buğday'a búza, arpa'ya arpa, tarla'ya tarló, öküz'e ökör, boğa'ya bika, keçiye keçke, ana'ya – anya, elma'ya alma, kapı'ya kapu, balta'ya balta, deve'ye teve denmektedir.

Eğer Macaristan'da "Cebimde çok küçük elma var" derseniz bu cümle Macarlara çok yakın gelecektir. Bu cümle Türkçe'ye çok yakın bir şekilde Macarca "Zsembemben Sok Kicsi Alma Van" şeklinde söylenmektedir. Osmanlı zamanından kalan bazı kelimeler günümüzde halen kullanılmaktadır. Örneğin sabun kelimesi, halen sabun olarak günlük yaşamda kullanılmaktadır. Papucs (papuç) "pabuç" yine Osmanlı zamanından kalmış ayakkabı anlamına gelen bir sözcüktür.

İmre Baskı (Türkolog): "Macar dilinin Türk alıntıları klasik olarak yani umumiyetle 3 tabakaya ayrılıyor. En eski tabaka Bulgar Çuvaş tabakasıdır. Orta tabakası Kumanca'dan Peçenek dili Kumanca'dan gelen sözcüklerdir.son yani en yeni tabakamız ise doğrudan Osmanlıca'dan dilimize giren sözcükleri demektir. 1000 civarında Ormanlı – Türk asıllı kelime kullanılmaktaydı."

XIII. yüzyılda Macarlar Hıristiyan kültürünün etkisi ile Doğu kültürüne ait inançların büyük bölümünü unutmuşlardır.

Julia Bartha (Damjanich Janos Müzesi Etnografya Blm. Bşk.): "Bu çok enteresan bir şey. Büyük Kumanistan'da eskiden özel bir adet vardı nazar için, at başını ağaca koyarlar, nazar için zaten. Arkeolojik olanları da var, nice yerlerde. Şaman ağacı. Tekrar nazar için yaptık. Çünkü inançlarımıza göre yel bayrağı renkli, at kuyruğu olarak isteklerimizi göğe Tanrı'ya gönderiyor. Ancak yine bu dönemde Macaristan'a gelen ve XV. Yüzyılda da kesin olarak buraya yerleşen Kumanlar bu eski inancı yeniden güçlendirmiştir.

Doğu kavimlerindeki şamanın yerini burada "Taltoş" almıştır. Onun doğuşunun belirtileri, o kişinin dişle veya fazla bir kemikle doğmuş olmasıdır. Yapılan araştırmalarda şamanın trans haliyle ve beden değişimi ile ilgili bilgilere masallarda, efsanelerde ve halk inanışında sıkça rastlanır."


Orta Asya kaynaklı Şamanizm inancında rastlanan Şamanın trans halinin Türk halk kültürüyle olan benzerliği inanılmazdır. Kumanların halk kültürü arasında evlenme ve ölüme ilişkin adetler ilgi çekicidir. Düğün adetlerinde çok sayıda eski dönemlere ait Doğu'ya özgü ögeler bulunmaktadır. Düğün bayrağı-eşarbı, düğün yemeğinde pişen koyun kafasının paylaşım seremonisi gibi gelenekler Büyük Macar ovasının ortasında Kumanistan'da yaşamaktadır. Düğünde pişirilen koyun kellesinin cemiyetteki en saygıdeğer kişiye verilmesi adeti, hala Kuman düğün adetlerinde vardır.

Orta Asya Kıpçakları, Kazaklar, Kırgızlar ve Anadolu'da Türkler arasında bugün var olan bu adete göre eve bir konuk geldiğinde pişen koyun kellesi sofraya gelir ve en güzel parçaları misafire sunulur.

Julia Bartha (Damjanich Janos Müzesi Etnografya Blm. Bşk.): "Mesela kız kaçırma adeti. Mesela Karsak şehrinde , Kumanistanda konuşuyoruz. Düğünlerde gelin arabasına atlı insanlar refakat ederlerdi. Bu atlara süs olarak bir başörtüsü takılır."

Macaristan'a yerleşen yedi Kuman kabilesinden biri olan Olaş boyunun Türkiye tarihi açısından da ayrı bir önemi vardır. Türkçe anlamı ulamak fiilinin emir kipi olan ulaş yani "birleş!" , "ittifak yap!" olan Ulaş, Kuman kavminin en eski boylarından biridirUlaş adına İçel, Ankara, Tekirdağ, Tokat, Muğla, Artvin ve Edirne illerinde yerleşim adı olarak rastlarız. Bazen de Ulaşlı, Ulaşlar gibi yanına ek alarak karşımıza çıkar.

Tüm bunlardan çıkan sonuç şudur: Kumanlar muhtemelen Orta Asya'da iken Kıpçak-Oğuz savaşı sırasında dağılmıştır. Bunlardan Anadolu'ya göç eden Ulaş kabilesinden olanlar kendi gelenek ve göreneklerinin bir kısmını, halk sanatlarına ait pek çok ögeyi, bu güne kadar muhafaza etmiştir.

1936 yılında derleme yapmak amacıyla Macar müzik adamı Bela Bartok Toros'larda Ulaş soyundan gelen Yörük köylerine gider. Pek çok köyde dinlediği türkülerin bir kısmının Macar Halk Türküleriyle şaşırtıcı ölçüde benzediğini farkeder. Bu bir tesadüf değildi, çünkü Yugoslavlarda, kuzey ve Güney Slavlarında, Yunanlılar'da bu türkülerin benzeri bile yoktu.

Araştırmalar kesin olarak gösteriyor ki; Macar halk müziğinin bin yıl önceki Türk etkisi dışında daha genç ve daha yeni bir Türk etkisi vardır. Bu miras Macaristan'a göç eden Kumanların mirasıdır.

Bela Bartok yüzlerce yıl önce birbirinden kopmuş Kumanistan ve Çukurova'da yaşayan kardeşleri müzikte birleştirmiştir.

Kumanlar 2. bölüm