Emel

Ocak-Aralık / Sayı : 246 , Yıl : 2014.

İçindekiler

Yüzyıllardır Kırım Tatarlarının vatanı olan Kırım, Rusya tarafından bir kere daha işgal ve hukuksuzca ilhak edildi. Rusya’nın Kırım’ı her işgal ve ilhakı Kırım Türkleri için dehşetli sonuçlar getirdi. Bilindiği gibi ilk defa, Kırım Hanlığı devrinde 1736 yılında, ardından 1737 ve 1771 tarihlerinde işgal edilen Kırım 1783 yılında tamamen ilhak edildi ve Kırım Hanlığı ortadan kaldırılarak toprakları Çarlık Rusyası’na katıldı. Her işgalde büyük katliamlar, kıyımlar yaşandı. İlhaktan sonra ise baskılar, zorlamalar, neticesinde Kırım Türkleri vatanları Kırım’ı istemeyerek terk etmek zorunda kaldılar. Göç yollarında ağır kayıplar vermelerinin yanı sıra, vatanlarında azınlık durumuna düşürüldüler.

Bu sayıda bir zamanlar pek revaçtaki “ulus-devletlerin yıkılmakta olduğu, dünyamızın küresel bir köy olduğu” yollu masalların artık sesinin pek duyulmadığı günlerde, gerçeğin hiç de böyle olmadığını yeterince gözler önüne serer tarzda, bütün dünyanın şaşkın bakışları arasında, Alman şansölyesi Merkel’in 19. yüzyıl siyaset anlayışına geri dönülmesi olarak nitelediği, Kırım’ın uzun yıllar sonra Putin Rusya’sı tarafından bu kez hibrid taktikler kullanılarak ve soft tabir edeceğimiz şekilde yeniden işgalini ve buna tepkileri ele alan değişik mahreçli yazıları bir araya getirdik.

Emel Kırım Vakfı'nın KTMM'ye karşı baskılar ve silahlı baskınlara karşı bildirisi.

I. Dünya Savaşı’nın başlamasının tam 100. yılında, Rusya medenî dünyaya, evrensel değerlere, insan hak ve hukuklarına karşı, eski savaş yöntemlerinin yanı sıra çağdaş silahları da kullanarak muazzam bir savaş başlattı. Şubat 2014’te önce Vatan Kırım’ı işgal etti. Ardından, silahların gölgesinde, neresinden bakılırsa bakılsın, hukuksuz, rezil bir referandum kandırmacasıyla, milletlerarası hukuka apaçık bir şekilde tecavüz ederek Kırım’ı topraklarına kattığını ilan etti.

2014 senesinde Kırım yarımadası birden Rusya’nın kontrolüne geçti. Her şey o kadar ani oldu ki, ne Kırımlılar, ne Ukrayna, ne de dünya ne olup bittiğini anlayamadı bile. Rus askerleri Kırım’ın bütün stratejik tesislerini birkaç gün içerisinde kontrol altına aldığında bile kimse bunun işgal olduğuna inanamamıştı…

Rusya yakın zamanda yaşanmamış ölçek ve derinlikteki bir ekonomik krizin ve bunun tetiklediği sosyal düzendeki sarsıntı ve altüst oluşların pençesindeki Batı dünyasının içinde bulunduğu ataleti fırsat bilerek başsız bir halk hareketinin kemikleşmiş oligarşik iktidarı yıktığı, esaretinden kaçmaya yeltenen komşusu Ukrayna’yı destabilize edecek iki büyük hamle yaptı: Kırım’ın işgal ve ilhakı ve Ukrayna’nın Donbas bölgesinin içeriden fethine tam tekmil destek.

Kırım’ın İşgaline Dünyadan Tepkiler: 2 Mart’ta dünyanın her tarafındaki haber başlıkları Putin Rusya’sının güneye doğru Karadeniz’in içine dalan ve etnik Rusların baskın oldukları bir bölge olan Ukrayna’ya ait Kırım yarımadasını işgal ettiğini duyurdu. Bu 25 Aralık 1979’da Sovyet liderliğinde Afganistan’ı işgal edişinden bu yana Moskova’nın en büyük uluslararası saldırganlık eylemiydi. Bu son kışkırtmanın Sovyetler’e 14.000 askerin hayatına mal olan ve nihayetinde El Kaide’nin ortaya çıkmasına ve ABD’nin Afgan “İmparatorluklar Mezarlığı”nı istila etmesine yol açan o büyük gafla ne derece kıyaslanacağını zaman gösterecek.

Kırım’ın İşgaline Dünyadan Tepkiler: Kırım’daki ayrılıkçılık meselesi yeni değil. Sovyetler Birliği’nin yıkılışını izleyen ilk dönemlerde yeni bağımsızlığına kavuşmuş olan Ukrayna’nın baş etmesi gereken en büyük meydan okumalardan biriydi. 1990’ların başındaki hadiselere daha yakından bir bakış ve Kırım’ın özerkliği kavramı bugünkü olayları yerli yerine oturtmaya yardım edecek ve savaşa karşı bir alternatife işaret edecek.

Kırım’ın statüsüne dair uluslararası kriz tırmanırken Kırım Tatarlarının akıbeti neredeyse tartışmada yok. Batı, özünde, tarihin saptırılmasını kabul etmiş gibi: Rus anlatısına göre, Kırım Nikita Hruşçov tarafından garip bir biçimde Ukrayna’ya devredilmiş, ezici bir Rus nüfusuna sahip geleneksel bir Rus toprağıdır. Bu versiyonu kabul etmek Rus olmayan halkların, herşeyden önce Kırım Tatarlarının tarihlerini inkâr etmek ve Ukrayna’nın sınırlarını aşan sonuçlara yol açabilecek olan Rus saldırganlığını üstü kapalı olarak onaylamaktır.

Kırım’ın İşgaline Dünyadan Tepkiler: 10 Mart 2014 Rusya Kırım’daki eylemlerinin gerekçesi olarak Kosova vakasının örnek teşkil ettiğini iddia ediyor. Bu hatalı bir gerekçedir. Uluslararası kamuoyu nezdinde yapılan yaptırımların sonucunda ortaya çıkan Kosova’nın bağımsızlığı ile Rusya’nın Kırım topraklarını ele geçirmesi arasında temel hukukî ve siyasî farklar bulunmaktadır. Kosova’nın bağımsızlığı uluslararası hukuka dayanmaktadır; ancak Rusya’nın Kırım’ı ilhakı uluslararası hukuka aykırıdır.

Kırım’ın İşgaline Dünyadan Tepkiler: 10 Mart 2014 Güney Alabama Üniversitesi’ndeki tarih derslerimde “Duvar’ın yıkılışı” terimini kullandığımda öğrenciler genellikle beni ifadesiz bir yüzle karşılıyor. “Ne Duvar’ı?” diye soruyorlar. Yalnızca Sovyetler Birliği’ni hatırlayan eski öğrenciler bugün görünürde modası geçmiş olan bu ifadeyi duyunca anlıyorlar.

1782 yılının bir güz sonu sabahında İmparatoriçe II. Yekaterina Kışlık saraydaki çalışma odasında oturmuş kahve içiyor ve Kırım’ın akıbetini düşünüyordu. Elinde Harp Akademisi komutanı, Rus Silahlı Kuvvet-leri’nin başkomutanı ve Karadeniz ve Hazar Denizi Donanmalarının Oramirali Knyaz Grigoriy Potyomkin’in özenli elinden çıkma bir mektup tutuyordu.

Kırım’ın Nikita Hruşçov tarafından Ukrayna’ya devrinden neredeyse günü gününe altmış yıl sonra, Rusya Kırım’ın kontrolünü (yeniden) ele geçirdi ve Ukrayna’nın bu kısmını ilhak etti. 1954 yılında, Sovyet cumhuriyetlerini birbirinden ayıran sınırlar basit idarî hudutlardan başka bir şey değildi: Kırım’ın Rusya da Ukrayna’nın yetki alanında olmasının bu bağlamda hiçbir önemi yoktu. O dönemde, bu karar büyük ölçüde farkedilmeden geçti, hiç kimse SSCB’nin bir gün yok olacağını düşünmüyordu.

18 Mayıs 1944’te genç Kırım Tatar şairi İdris Asanin Stalin’in gizli polis teşkilatı NKVD’nin namlusunun ucunda Orta Asya’ya doğru işkenceli bir yolculuğa başladı. Bir Türk dili konuşan Müslüman bir halk olan diğer yüz binlerce Kırım Tatarlarıyla birlikte Asanin’in ailesi de başta yaşlılar, kadınlar ve çocuklar olmak üzere, nüfusun yüzde 30’undan fazlasının hayatını kaybettiği bir toplu ölüm ve zorbaca yurdundan edilme tecrübesi yaşadı.

Cep telefon numarası arazide kullandığım not defterimin arka kapağının içine çiziktirilmiş: Sergey Aksyonov: 098- 266-44-53. Yıl 2013 ve ben Kırım Özerk Cumhuriyeti’ndeki Ruslar ile Kırım Tatarları arasında aidiyet gösteren deyimleri araştıran bir monografi için yararlanmayı tasarladığım bir araştırma projesini yürütüyorum. Numarayı birçok kez çeviriyorum, ama her seferinde sesli mesaja düşüyorum.

Son zamanlarda yayınlanan pek çok makalenin aksine, “Rusya Kırım’ı işgal ettikten sonra zavallı Kırım Tatarları’na ne olacak?” sorusunu sormak yerine bu makalede Kırım Tatarları’nı uluslararası arenadaki diğer aktörler gibi özne olarak kabul edeceğiz. Kırım Tatarları Kırım’ın yerli halklarıdır ve Kırım tarihi boyunca pek çok işgal ve istilaya direnmişlerdir.

Kırım’ın Rusya Federasyonu tarafından ilhakına karşı Romanya’nın tutumunu analiz ettiğimizde iki unsuru göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Öncelikle, ülkenin NATO ve Avrupa Birliği üyesi olması dış ilişkilerini önemli derecede etkilemektedir. Bu sebepten, Bükreş’in tutumu bu iki örgütün kararlarına uyumlu olmuştur. Romanya, Kırım’ın ilhakını devletin en önemli kurumları aracılığıyla kınamıştır.

Kırım, coğrafi konumundan kaynaklanan stratejik önemi, sahip olduğu zengin yer altı ve yerüstü kaynakları dolayısıyla en eski devirlerden itibaren bazı topluluklar için bir geçiş noktası bazıları için kalıcı hale gelecekleri bir vatan olmuştur.

Kırım Tatarları, bir millet olarak yüzyıllar öncesine dayanan köklü ve zengin bir tarihe sahiptir. Kırım Tatarları’nın tarihi ve kültürü, gerek kökenleri itibariyle, gerekse 15. yüzyıl başlarında kurmuş oldukları Kırım Hanlığı nedeniyle, Doğu Avrupa, Avrasya ve Ortadoğu tarih ve kültürleriyle pek çok yönden bağlantılıdır. Biz, çalışma alanı bu bölgelerle ilgili olan ve aşağıda imzası bulunan akademisyenler olarak, Rusya Federasyonu’nun bölgeye müdahalesi ve uluslararası hukuku hiçe sayan ilhakı karşısında, Kırım Tatarları’nın içinde bulundukları durumla ilgili endişelerimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

29 Mart 2014 yılında yapılan 6. Kırım Tatar Millî Kurultayı 2. Olağanüstü Oturumu sırasında kabul edilen “Kırım Tatar halkının kendi tarihî toprağı olan Kırım’da kendi kaderini tayin etme hakkının yerine getirilmesi” ile ilgili kararı kurultay delegeleri ezici çoğunlukla desteklediler. Oylamada 212 evet, 1 hayır ve 4 çekimser oy kullanıldı. 6. Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın 2. Olağanüstü oturumunda kabul edilen kararın tam metni şöyle:

Iaroslav Lebedynsky, La Crimée, des Taures aux Tatares, L’Harmattan, Paris, 2014, 203 s. Paul Robert Magocsi, This Blessed Land. Crimea and the Crimean Tatars, University of Toronto Press, Toronto, 2014, 154 s.

V.Y. Vozgrin, İstoriya Krımskih Tatar, Dört Cilt. Tezis, Akmescit, 2013

2014 yılında işgal felaketinden başka acıları da yaşadık. Birbirinden değerli insanlarımızı bu yıl ebediyete uğurladık. Allah rahmet eylesin. Milletimizin başı sağ olsun.

2014 yılı Kırım’ın yeniden Rus işgaline uğraması nedeniyle yoğun ve hareketli geçti. Bu sebeple bazı önemli yıldönümleri hararetli işgal gündeminin gölgesinde kalsa da ihmal edilmedi. 2014 senesi 1944 Sürgünün 70. yıldönümüydü. Aynı zamanda büyük fikir adamı İsmail Bey Gaspıralı’nın vefatının 100. sene-i devriyesi idi. 2014 yılı UNESCO tarafından İsmail Gaspıralı yılı olarak ilan edildi. Emel Kırım Vakfı’nın düzenlediği, katıldığı veya desteklediği faaliyetlerin ve Kırım Tatar Millî Meclisi Türkiye Temsilcisi Zafer Karatay’ın katıldığı konferanslar, TV programlar vb. kronolojik listesi şöyledir:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ukrayna Parlamentosu Milletvekili ve Kırım Tatar Millî Meclisi Eski Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na 15 Nisan 2014 tarihinde törenle Cumhuriyet Nişanı tevcih etti.